6 Ağustos 2010 Cuma

Görüyorum görüyorum....

Dün iş yerindeki site görevlisinin bir yakını boğulmuş. 4 Yaşında çocuk. Bu sene ne kadar çok çocuk öldü. Pencerelerin sinekliklerine dayanıp düşen, havuzda boğulan... Ne kadar çok duyduk. Allah rahmet eylesin. Çocuklarınıza dikkat edin. 20 yaşına kadar onlar çocuk sayılır. O yaşa kadar çok cesur olunuyor... 10 yaşına kadar zaten en tehlikeli dönem düşer kalkar kaybolur. Aman idare ediverir dediğin an kopuyor kayış, 10 yaşından sonrada ben yaparım ben bilirimler bazen dönülmez sonuçlar çıkarıyor. İnsana bazen çocuk büyümüş kendi başına bir şeyler yapabilir gibi geliyor ama yok yaaa yok..... Önce tedbir, sonra takdir....

Birkaç gündür maşallah tam performans çalışıp işleri tamamladım ve patrona benim işim bitti ne yapayım şimdi deme gafletinde bulundum. Sazanus.... Yok yok sazanlıktan değil para lazım para... İş demek para demek :) Performansımı tetikleyende parasızlık zaten. Yeni bir yıl başlıyor bu yıl yapmak istediğim pek çok atraksiyon var ve bu kez para yüzünden ertelemek istemiyorum. İnsanın yaşadığı yanına kar kalıyor erteledikleri ise zarar....İngilizceyi öğrenmem lazım mesela. Bu yıl bu iş aradan çıkmalı. İngilizce filmleri alt yazısına bakmadan izlemeyi o kadar çok isterim ki... Hep hayalimdir.

Akşam yine ders çalışırken uyuya kaldım. Tabi gözlüğüde sağlam bir yere koymak yerine elime aldım. Sabah kalkarken dizimin altından çatır çutur bir şeylerin sesi geldi. Oooo my god. Gözlük artık yeni bir şekil almıştı. Allah tan camlar sağlam kalmış. Ama yüzümde çapraz duruyor :)) İşe geç kalmamak için gözlükçüye gidip gitmemekte tereddüt ettim baya bir. Ama ben gözlük olmayınca otobüs numaralarını bile görmüyorum ki. Bütün gün naparım. Neyse bir iki yere sorup buldum gözlük tamircisini. Adama ben gözlüğümü yamulttum dedim. Adam hallederiz dedi. Paletlerinide değiştireyim mi dedi. Usta sensin ne gerekiyorsa yapıver dedim. Adam on numara iş çıkardı. Gözlüğü takınca gülme krizine girdim valla. O kadar net gördümki :) Adamda başladı gülmeye :)) Gözlükçüye gidene kadar herşeyi o kadar bulanık gördüm ki bu hoşluk ondan mıdır yoksa adam zaten yamuk olan gözlüğümü on numara ayarladı ondan mıdır bilemedim doğrusu. Ama dünya pırıl pırıl her yer sinema filmi gibi. Adama camlarada bir şey yapmışsın eline sağlık dedim. İş yerine gelene kadar durup durup güldüm :)) "olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi..." Ne kadar özeliz aslında... Her şeyimizle....O uzuvlarımız olmadanda yaşayabiliyoruz ama olması ne büyük nimet.

Sağlıklı kalın...

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Mübişler Firarda !..

Dün akşam eve girer girmez mübişleri kafesin içinde değilde üstünde görünce çok şaşırdım doğrusu. Bakakaldım onlara :) Kafesin kapısı biraz zor açılıp kapanıyor. Her açıp kapamamda kafeste çok sarsıntı oluyor. Bende kapıyı aşağı doğru indirdim bir parmak kadar aralık kalıyor yani kafes demirleri arasındaki boşluk kadar.Artı aklıma gelmez bu mübişler orayı nasıl keşfedicek. Kapının aralık kalan kısmından çıktılar demek ki. Sadece tahmin yürütebiliyorum. Hadi biri başardı nasıl bir iş birliğidir ki diğeride aynı yolu izledi :) Hani kuş beyinliydi bunlar. Allah tan akvaryuma düşmemişler zira çok deli uçuyorlar. Düşünsenize kapıyı açıcam mübişim akvaryumun içinde ayy korkunç. Işıkları kapatıp ikisinide kafese koydum. Işıklar açıkken dokunmama izin var ama avcumun içine almaya çalışınca pırrr kaçıyorlar :D Işıkları kapayınca görmediklerinden uçmuyorlar, panikte yaşamamış oluyoruz. Birinin ayağına ve boynuna ip dolanmış. Sanki ayağı boynuna asılmış gibi duruyor. İpi aradan kestim. Ama ayağına nasıl doladıysa artık onu kesemedim.Panik yaptım. Kıpır kıpır oynuyo ayağını, yanlışlıkla kesecekmişim gibi bir korku sardı beni. Bırakıverdim kafese. Ama onu kesmem lazım tırnağı morarmış ayyy. Bu sabahta denedim ama gene başaramadım. Bu işi yapsa yapsa bizim birader yapar. Yakalarsam yaptırayım bari. Bu günde madem öyle dedim kapının olduğu yere banyolarını taktım :)) Çıkında yıkanın afacanlar sizii.... Serinlerler biraz havalar dehşet sıcak.
Sıcak dedimde sabah haberlerini hiç kaçırmam. Kanal D nin sunucusunada hayranım yani. Adını bilmesemde. Geçen spor okulu için seçmeler varmış. Harbi rezillik yaa. Çocuklar perişan olmuş. Düşünsene bu çocuklar o günü bekliyor o güne hazırlanıyor. O cehennem sıcağı altında koşturuluyorlar. Fenalaşıp düştü kaçı. Yazıklar olsun yahu o çocuklar kalp krizi bile geçirebilir Allah muhafaza. Güneşin altı 40 dereceymiş. İnsafsızlar. Dinledikçe köpürüyorum. Yok hayır bu çocuk o okulu bitirince sen onu istihdam bile etmeyecen ben ona yanıyorum. Düşünsenize öğretmen olmak içi üniversitede öğretmenlik okuman yetmiyor. Birde kpss engelini aşman gerekiyor. Onu aştın birde atanman gerekiyor. Tüüühhh sizee....Neyseki ben bunların hiç birini yaşamadım çünkü ben öss engelinde takılıp kaldım :P Hala zıplıyorum ama haberiniz olsun....

Birazda Çağla Şikelden bahsedelim. Hastasıyımdır. Ne kadar güzel Ya Rabbim. Hani derlerya özene bezene yaratmış.
Bu kadın çocuk doğurdu hala zayıf. Hiç mi bir şey yemiiyor yaaa. Kuzey bebekte ne kadar büyümüş. Köfte dudaklı olmuş. Zaman geçip gidiyor valla. Emre Altuğ ile evlenmeden önce bir ara ayrılmışalardı ağlıyordu, iyice zayıflamıştı.... Bak şimdi oğluşu bile var. Her şey geçiyor demek ki. Ama ben yinede Beyaz'la evlenmesini isterdim :))


Bu müşteriler beni delirtecek. 60 yaşındaki adamlara telefonda pc kursu veriyoruz. Amcaaa emekli ol zıpkın gibi gençler işsiz aylak dolanıyor. Kulağı duymaz gözü görmez... Sabah sabah adamın ayarını kaçırıyorlar aaaa. Altı üstü dört tane harf söyledim, yazamadı gitti. Ne yazıyon diyorum oku her seferinde başka bir şey....Ya Rabbelalemin.... Bir arkadaşım servise çıkıyordu il il geziyordu. Ona diyordum ki "Ne kadar şanslısın. Bütün Türkiye'yi iş ayağına gezdin."... Boşvesene diyordu. "Sanayi tipi insanlarla uğraşıyorum." Haklıymışsınnn. Harbi sanayi tipi :))

3 Ağustos 2010 Salı

Tembelim tembel :)

Dün bütün gün yaptığım çalışmayı kaydetmemişim.. Nasıl olduysa, ben ki her kelime sonunda kaydederim ! Aksilik olacak ya. Bir de patrona göstermişim tamamladım diye. Hoppalaaa. Bilgisayar kilitlendi mecburen resetledik ama kaydetmemiş olacağım zerre kadar aklıma gelmiyor. Açtım bilgisayarı ve ta taaa hiç bir şey yok. Oooo my god. Ne yaptığımı bile unuttum, bir sürü ayrıntı. Her şeye baştan başladım bu arada da patrona yakalanmamak için hatim indirmiş olabilirim. Adam sağımdan solumdan geçtikçe kızarıp bozarıyorum ve ecel terleri döküyorum. Bilgisayarımın ekranını görmesin diye şekilden şekile giriyorum. Zira zaten aynı işi bir daha yapmış olmanın sıkıntısı, kaydetmemiş olmamamın hazımsızlığı üzerine birde patron fırçası en son istediğim şeydi. Çook şükür tekrar aynısını yapabildim. Akşamdan beri inanır mısınız sanki omuzlarımda bir rahatlama bir hafiflik hissi ile dolaşıyorum. Ne kadar kastıysam artık kendimi :) Çok şükür.... Kimseden laf işitmeden atlattık.

DGS açıklanmadı hala. Aman zaten kötü geçmişti gerçi. YGS ye girmediğim için çooooooook pişmanım. DGS ye niyeyse çok güvendim. Neyime güvendiysem artık onuda bilmiyorum. DGS de açıklansada kurtulsak. Yani umudum yok ama nasrettin hoca misali ya tutarsa...

Ve bütünleme geliyor. Ben ders çalışmak dışında ne iş olursa yaparım abi. Hatta kabak dolması bile :D Bunun için en uygun zaman zaten sınav öncesidir. Acayip bir keşfetme hissi dolar insanın içi. Bir ara kanaviçe tablo yapmayı düşündüm, bir ara takı tasarımı yapmayı, yeni romanlar aldım.... Ders kitabını açtığım gibi, aman ne yorgun hissediyorum kendimi, anında uykuya dalıyorum. Uyku sorunu olanlara tavsiye "ders çalışmaya çalışın" :) Ama elime roman alayım kaşla göz arasında 30 - 40 sayfa akıp gidiveriyor. Ders kitabında bir konu maksimum 8 sayfa ama üç günde zor bitiyor. ben kendimi çözemedim vesselam :|

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Kabak dolması nasıl yapılamaz :)

Gecenin bir yarısı pat pat seslerle o sıcakta zar zor dalabildiğim uykumdan ayrılmış oldum. Yerimden kalkmadan patırtıların bitmesini bekledim. Ama bu seferki silah değildi. Patlamadan sonra aydınlanan hava, sonrasında da cayır cayır yanan soba sesi olur ya öyle bir ses... Töbe Yarabbi dedim. İnsanın aklına her şey geliyor. Molotof mudur bu? Bir evin balkonuna geldide alevler mi çıkıyor gibi bir korku aldı beni. Hava çok sıcak olduğundan balkon kapısı açık yatmıştım. Işığı açmaktan tırsarak kapıdan baktım. Yok molotof falan değil.Yine bir densiz gecenin dördünde torpil gibi bir şey patlatıyordu. Ama aklım çıktı valla. Anacım bir tane polis oturmaz mı mahallede. Şöle edeleli edeleli Memoli vari. Valla teröristler bastı sandım ne yalan söliyeyim. Sabah teyzemlerle konuştum onlar da öyle sanmış. Olmaz mı olur. Sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyandım. Uykum bölündü diye mi, cehennem sıcağı gibi yapış yapış sıcak havadan mı kestiremedim. Kahve falan içince kendime geldim şükür.

Bu hafta sonu etkinliğinde kabak dolması yapmak vardı. Akşam altı gibi başladım dokuz buçukta anca bitirdim. Oha diyenler için söyliyeyim 1- ömrümde ilk kez yapıyorum 2-kıymayı buzlukta unutmuşum ve ben bunu kabakları oyduktan sonra hatırladım :P. Aah bu ben. Saat onda hala pişmekteyken neye benzicek çok merak ediyordum. Bakalım jüri kaç puan verecek. Jürimizin değerli üyeleri anne teyze ve abla :) Hiç objektif oldukları söylenemez. Tamamen gaz verme odaklılar. Onlardan geçer not alırsam, dükkandakilere de götürüp bakın ben neler yaptım, şeklinde marifet yapmış gibi dolaşmayı düşünüyorum :)

Annelere sesleniyorum kızınızı yetiştirin kardeşim. Kıyamamazlık yaptığınızı tahmin edebiliyorum. Zira Allah başımdan eksik etmesin benimde bir annem var :) Yok dersi var, yok bilmem ne, elimi bir şeye sürmeden geldim bu güne kadar. E benimde işime gelmiyor değildi hani :)) Ama belli bir yaştan sonra en azından on sekiz falan bir girmem lazımmış mutfağa :) Hatta bir tane yiğenim var bu sene okula başlıcak çocuğun eline kaşık vermişliğimiz yoktur. Kim görse çocuğu alır yanına ha bire sağdan soldan ağzına bir şeyler tıkılır :) O da inadına bir gıdımcık. Ama çokta akıllıdır maşallah. Tatlışım benim....

Aman canııım geç olsun güç olmasın. Artık yapçak bir şey yok :D Bu saatten sonra blog blog dolaşıp kabak dolması nasıl yapılır falan ayıp oluyor biraz ama olsun . Zararın neresinden dönsek kardır dimi :)

Ben şöyle eline aldımı malzemeyi anadilini konuşur gibi çat pat küt yemeği yapanlara bayılıyorum. Acaba bende bir gün öyle pratik olabilecek miyim ? Benim yengem,dayımın eşi öyledir. Yemekleri çokta kusursuz olur doğrusu. Annemde güzel yapar tabide o kadar çok çeşit bilmez :)

Kabakların yarısına kadar su koyduk kalan yarısı nasıl pişicek acabaa... Güzel olur inşallah. Valla tarifi aynen uyguladım fazladan sadece soğan koydum. Soğansız yemek yemek değildir gibi bir şey saçmalasam ayıpmı olur. Off kokular gelmeye başladı ımm koku güzelde ertesi güne geçicez nerdeyse. Bitsede jüri uyumuş olcak yahu :) derkeenn...

Bitti tuzsuuz olmuş :( Iıı ııhh olmamış sankim. öff jüride açlıktan telef olmuş :) Vah vaah beni beklemişler onlarda saat ona kadar. En sonunda yemişler bir şeyler. Tadına bile bakmadılar. Jüri beni protesto etti. Neyse yarın bakarlar artık :)

Kendim yaptım diye söylemiyorum hiç bu kadar kötü kabak dolması yememiştim. Jüriye götürdüm ama eve gizlice sızıp tabağı yürütsem iyi olurdu. Görüntü kabak dolmasına benziyor ama tadı ıı ııhh. Kabak tel tel ayrılıyor.

30 Temmuz 2010 Cuma

Bıdık kuşlarım :)

Yazın ortasında grip oldum. Çok enteresan valla. Bu sıcakta nasıl başardımsa üşütmeyi. Gözlerim yanıyor, burnum şelale gibi akıyor, ateşim var enteresan.

İşte benim bıdıklarım :)



Öndeki damat bey arkadaki İkbal hanım. Her daim peşinde. Odaya saldım mübarek koca odada bile gidip gidip hayvanın üstüne konuyor :D Çok eylenceliler keşke daha önce alsaymışım. Yalnızken öyle çok donuk duruyordu. Ötmüyordu bile nerdeyse. Dün akşam azıcık salayım odaya uçsunlar dedim gittiler perdenin pervazına çıkmadılar bir daha. Çok uğraştım kafeslerine sokayım diye ama nafile. Sabaha kadar orda kaldılar. Ben gelirken hala kafese girmemişlerdi. Akvaryumun üstünü kutuyla kapattım.


Bunlarda ilk karşılaşmaları. Damatçık kafayı nereye çevirse bizimki orda :))

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Mübiş Mutlu Ben Mutlu

Dün akşam eve giderken mübişe arkadaş aldım.Damat geldiii damaat. Ohh be vicdanım rahat etti azıcık.Ben evde olmayınca garibim yapayalnız sessiz kalıyordu. Yeni mübişimde pek bir sakin. İkbalciğimin yanında biraz kart bile kaçtı ama baya bir besili maşallah. Elime alıyorum falan kaçma teşebüsünde bile bulunmuyor kerata. Bu sefer mübişlerden yana şanslıyım sanırım. Mübişçik alışma sürecinde şaşkın şaşkın etrafı inceliyor. İkbalcim gözlerine inanamadı. Zavallıcığı dakka rahat bırakmıyor. Sağını solunu habire bırkalıyor. Damadımız da baston yutmuş gibi. Malum içgüveysi, arada bu kadar bırkalandığı için iki çemkiriyor. Eee olcak o kadar. Eski kafes ikisine dar geldi tabi. Hem bu pireli kızım damatçığımızıda pirelemesin diye yeni kafese taşıdım. Yeni kafesi çitileye çitileye yıkayıp İyice bir ilaçladım. Bu sprey olayından son derece rahatsızlar ve bende rahatsızım. Sonuçta zehir yani. Mübişlerime bir şey olur diye korkuyorum. Gözüne burnuna gelmesin diyorlar. Anacım kuş bu dururmu fıkır fıkır. Maşallah maşallah çok tatlılar.

Ayy bir tanede sakat mübiş vardı. Canım bacağı kopmuş. Alırdım ama son paramla bunu aldım daha doğrusu o gün cüzdanı evde unutmuşum kk daki son parayla aldım mübişi. Birde hastalıklı olup bizimkilerede bulaştırmasından korktum açıkçası. Ama canım yaa ne olcak ona, onu kimse almazsa.Belki yarın gidip Onuda alırım, boş kafesimde var zaten. Sağlıklı görünüyordu, ayağına ne oldu dedim doğuştan dedi. Bilemem artık. Hoş ne olduğunuun önemi yok bulaşıcı bir hastalığı olmasında.


Bu sabah mübişlere baktımda acaba ikiside erkek mi yahu. Ya bana bıraksalar dükkandaki bütün mübişleri alcam haa. Hepsinde gözüm kaldı. Her ay bir tane mübiş alayım iyisimi ben :)

Küçük sırları izledim dün. Gossip girlün bir kaç bölümünü izlemiştim daha önce. Ama bu filmi görür görmez onun çakması olduğunu tahmin ettim :) Yanılıyor muyum bilemem... Sadece giyim ve birbirleriyle olan ilişkileri çok benzettim doğrusu. Seyredecek başka bir şeyde yok zaten. Maşallah şimdiki gençler ne kadarda çıtır oluyor.Hem güzeller hem zekiler. Bizim hiç bir şeyden haberimiz yoktu. Okul demek ders demekti :) Ne kadar şuursuz yaşamışız. Ama çok güzel günlerdi :) Zaman lisedeyken geçmek bilmezdi. Ama mezun olmayı bir şey sanırdık. Ders çalışmaktan bıktığımda ablama bu okul bitmicek mi yaaa derdim. Ohhoooo kaç yıl geçti mezun olalı. En güzel yıllarımmış meğersem :)

Şimdi iş zamanı, para kazanalım acık ,)

27 Temmuz 2010 Salı

İş Kazası :)

Herkezin bu dünyada bir sınavı var. Benide müşterilerle sınıyor sanırım. Tamam kabul onalarla sınamanda hiç bir sakınca yok. :D Sevdiklerimle sınamada. Bir firmaya çalışma yapıyoruz para falan yok işin ucunda hatır gönül davası. Bilmem nerden bilmem kimin tanıdığı. Problem değil alıştık beleşçilere. Bir taraftan bilensemde eskisine göre daha az arıza çıkarıyorum. Toyken baya baya bozulup resmen anarşi çıkarıyordum. Patronla gırtlak gırtlağa gidiyordum. Deli cesareti işte :) Baktım ki çok kalabalıklar başedemeyeceğimi anladım. Şimdi işlerini yapıp arkama bakmamaya çalışıyorum. Ben biliyorum ki emekte rıza önemlidir. Ama yurdum insanının büyük bir çoğunluğu ahlak yoksunu. Yakında ona da alışıcam sanırım. Çünkü eskiden telefon kablosundan geçip yanına varıp o şahsı o kabloya dolayasım gelirdi :) Neyseki artık ben olgun bir bayanım. Karşımdaki ukala şahısları iki lafla tuş etme yetisi kazandım. Ama çok dikkatli olmak lazım zira işini iyi yapmazsan farkettiklerinde intikamları acı oluyor :D Neyse bak kızgınlığım paragrafın sonuna gelene kadar geçti hatta şuan tebessüm ediyorum :)

Mesela geçen telefonda bayanın birine web sayfasını yazdırmaya çalışıyorum. Aynen şöyle bir muhabbet geçiyor aramızda. Parantez içindekilerde diyemediklerim ...

B : Yazın lütfen kodluyorum ankara niğde
K : Ayy ben bunu nereye yazıcam (töbe töbeee gel bana yaz)
B : Ne yapmaya çalışıyoruz internet adresini açmaya. İnternet explorerı açın.
K : Google a yazsam olmuyor mu. (Yaww de get nereye yazıyosan yaz beni ne oyalıyon)
Neyse bağğyan nihayet ie yi keşfediyor. Sakinim sakinim.
B : Tekrar kodluyorum ankara niğde
K : Ankaaaaraaaaaa (Moronn)
B : Yazabilniz mi?
K : Ama çok hızlı söylüyorsunuz (Ya sabır Ya sabır)
B : Hanfendi sadece baş harflerini yazacaksınız ben Ankara diyene kadar siz A ya basabilirsiniz.
K : Tamam baştan alabilir miyiz? (Hay hay... Hayyyy....)
B : Baştan başlıyorum ankara niğde yozgat..(Bayanda benim dediklerimi tekrarladığından karıştırıyor)
K : Ankara Yozgat....(Ühühüüü..Ağlamak istiyorum )
B : Hanfendi ben söylerken tekrarlamazsanız beni duyabilirsiniz. Siz sadece yazın en son kontrol edelim


Nihayet yazdı ve tahmin edin ne oldu açılmadı.
K : Sayfa görüntülenemiyo diyooo (Ey yavrum eyyy...)

Artık ne kadar uğraştık bilemiyorum en sonunda ben yapamıcam dedi. Bende ona denemiyorsunuz dedim. Adımı felam aldı sanırım yönetime şikayet edecek. Çok da şeyimdeydi...umrumda.

Gene bir firma arıyor konuştuk bayanla anlaştık. Dedim çalışmayı yapar mailden bilgilendiririm sizi olur dedi. Yaptık yolladık dönen yok. Arıyoruz açan yok. Aradan iki gün geçti başka bir bayan aradı aynı firmadan. Geri dönmediniz. Yok dedim ben mail attım siz dönmediniz. Kime attınız x şahsa mı. Evet çünkü ben sadece onunla görüştüm dedim. "Ama o tatildeeeee" dedi bana. (Ben nerden bilcem bunu acabaaa müneccim miyim kardeşim.Ya Rabbel Aleminnn )